How does the body relearn?
Does the body remember what the mind forgets? Esat Ataç and Duygu Sancaklı Dandin talk through and practi…
SHAN— CLUB —On Tai Chi with Esat Ataç and Duygu Sancaklı Dandin
Episode four: why the West is only now discovering Tai Chi, where the name Shan comes from, and why slowness matters so much. Esat Ataç explains, Duygu Sancaklı Dandin asks.
Watch on YouTubeThe full transcript is in Turkish (the episode's original language).
Duygu Sancaklı Dandin: Shan Club ile Tai Chi Üzerine'nin yeni bölümüne hoş geldiniz hocam.
Esat Ataç: Hoş bulduk.
Duygu Sancaklı Dandin: Bugün çok mutluyum, motivasyonum inanılmaz yüksek. İlk üç bölümümüz gerçekten çok iyi bir izlenme oranına ulaştı; çok güzel geri dönüşler ve yorumlar aldık. Sizin bu kadim bilgilerinizi modern yaşamımıza aktarmamızı seyircimiz de çok sevdi. Bugün ve bundan sonra Tai Chi ile ilgili biraz daha detay konuşmak, izleyicilerimize doğru ve düzgün bilgi aktarmak amacıyla çıkmıştık bu yola. Öncelikle şunu sorayım: Tai Chi nasıl bu kadar “moda” oldu? Batı dünyası aslında daha yeni yeni tanıyor; ülkemizde de diğer hareket disiplinlerine göre yeni yükselen bir trend. Batı Tai Chi'yi neden yeni tanımaya başladı ve Tai Chi'nin öne çıkan konuları sizce neler?
Esat Ataç: Bunun iki sebebi var: biri Çin'in küreselleşmesi, ikincisi sosyal medya. Ben Tai Chi'ye başladığımda, 1999'da, çok aramıştım — kim veriyor, nasıl veriyor, nerede veriyor, bulamamıştım. Bir Amerikalıyla başladım; lisandan dolayı bazı şeyleri anlamakta zorluk yaşıyordum. O zaman YouTube yok, internet yok. Sosyal medya yoktu; YouTube, Facebook, Instagram yoktu, yayınlar da yoktu. 2000'lerde yavaş yavaş başladı. Bir de Çin'in tutumu değişti: tapınaklara gitmek, oralarda çalışmak çok zordu; insanlar izin alıyor, yıllarca bekliyor, kabul görmüyorlardı. Ben o konuda çok şanslıydım; bir organizasyonla Çin'e gittim, orada öğrendim. Fakat o noktaya gelene kadar doğru insanı, doğru hocayı, doğru bilgiyi bulmak için çok ciddi çaba gerekiyordu. Bu ancak sosyal medya sayesinde bugünlerde kolaylaştı. Bugün her şey çok açık; o günlerde hiçbir şey yoktu.
Duygu Sancaklı Dandin: Büyük bir vizyon örneği bence. 90'larda Tai Chi'yi bulup öğrenmeye çalışmak çok büyük bir azim. Bu konuda öncülük eden çok iyi Tai Chi ve Qigong hocalarımız oldu; bunlardan biri sizsiniz. Tevazu göstermenize izin vermeyeceğim: bu konuda bir usta olmuşsunuz ve çok uzun yıllarınızı vermişsiniz.
Esat Ataç: Bana devamlı şunu söylüyorlar: Türkiye'de Tai Chi'nin duyulmasında senin kadar gösteren, senin kadar anlatan biri yok.
Duygu Sancaklı Dandin: Bugün tam birinci yılımız — sizinle tanışmamızın. Bir yılda pratik ve teorik açıdan pek çok şey öğrendim; bunu izleyicimize ve etrafımdakilere aktarmayı çok istiyorum. Çünkü bu pek çok yaş grubuna uyan bir şey; yol almak için ciddi bir spor geçmişine sahip olman gerekmiyor. Bu kadar eğilmek istememin en büyük sebeplerinden biri bu oldu. Türkiye'de insanlara fayda sağlayabiliyorsak mükemmel bir noktadayız.
Esat Ataç: En önemlisi bu. Bir kişiye bile faydamız olsun, ne mutlu.
Duygu Sancaklı Dandin: Kesinlikle. Bu yayınların en büyük amacı bu; çok insana dokunacağımızı düşünüyorum. Hocam, sohbete girmeden önce kulübümüzden kısaca bahsetmek istiyorum. Shan Club adında bir kulübümüz var: Tai Chi, Qigong ve kılıcı kapsayan bir kulüp. İsmimiz neden Shan, nasıl bulduk, neler yapmak istiyoruz? Bize biraz anlatır mısınız?
Esat Ataç: Hatırlıyor musunuz, o gün konuşurken “adını ne koyalım, nasıl bir oluşum yapalım” dedik ve sonra aklımıza geldi. Bu öğretinin çıktığı yerler dağlar. Gelenekselde bu bir açık hava, outdoor çalışması; biz salonlara sıkıştırıp “burada bir şeyler öğrenelim” diyoruz ama aslı hep dağda. Mesela benim gittiğim dağın adı Wudang Shan. Onun dışında Emei Shan gibi başka dağlar, farklı öğretiler de var. O “Shan” ismi bize dağda olmayı anlatıyor: bir yol, bir yolculuk, bir merdiven çıkmak, insanın kapasitesini zorlayan ama bir yerlere götüren bir çalışma — yani zirve. İkinci anlamı da bizim “şan”: şanlı bayrağımız gibi.
Duygu Sancaklı Dandin: Şu anda haftada iki gün The Grand Tarabya'da hizmet veriyoruz; başka anlaşmalarımızı ve projelerimizi de çok yakında sunmaya devam edeceğiz. Şimdi en fazla aldığım soruyla detaya girmek istiyorum: bu kadar yavaşlığa nasıl dayanıyorsunuz? Etrafımdaki, kanı kaynayan bütün arkadaşlarım aynı şeyi söylüyor: “Seni izlerken bile içim daralıyor.” Çünkü hep bir hıza alışmışız. Bu arada ben de öyleydim.
Esat Ataç: Çok pragmatik, değil mi? Hem söylüyor hem de merak ediyor — reddetmek yerine soruyor: yavaşlık neden bu kadar önemli? Çok güzel bir soru. Bir hareketi doğal ritmimizde yaptığımız zaman nanosaniye içinde gerçekleştiririz; orada zihin devreye girmez. Nèigōng dediğimiz içsel sanatların hepsinde — kılıçta da, Bagua'da da, Xingyi'de de — yavaş çalışma mutlaka vardır. Bunların hepsi Kung Fu'nun içsel kısımlarıdır. Amacı şu: kolumu bir anda buraya kaldırıyorum; bir de aynı yolu beş dakikada, yavaşça kaldırıyorum. Beş dakikada yaptığımda zihnimin buraya harcadığı emek, yani farkındalığım artıyor.
Duygu Sancaklı Dandin: Aynen.
Esat Ataç: Şuradan şuraya hızla kaldırırken yaktığım kaloriyle yavaş kaldırırken yaktığım aynı değil; hızlıda neredeyse kalori bile yakmıyorum — bunu koldaki saatte an be an görüyoruz. Yavaşladıkça farkındalığımız artıyor. Gözlem hem içe hem dışa dönük oluyor: nefesini kontrol edebiliyorsun, hangi eklemin ne yaptığını görebiliyorsun — kalça mı döndü, omuz mu öne gitti. Nanosaniyede yaptığında bu imkân yok.
Duygu Sancaklı Dandin: Gördüğüm ve aldığım yorumlarda hep şu var: spor başlı başına hızlı bir konu. Bisiklet sürat, koşu bandı, dışarıda koşmak, fitness, HIIT antrenmanları — bize pompalanan spor hep hız ve sürat üzerine kurulu. O yüzden benim gibi çeşitli sporlar yapan biri Tai Chi'yi paylaşmaya başlayınca herkes şaşırdı: “Duygu, bunu nasıl başarıyorsun, sıkılmıyor musun, nasıl içselleştirdin, nasıl hayatına bu kadar aldın?” Bu kadar anlatmamın en büyük sebebi insanlara faydalı olmak. Biliyorsunuz, birlikte Wushu Federasyonu'na gittik, Ankara'ya. Buradan Wushu Federasyonu Başkanımız sevgili Abdurrahman Akgöz'e selamımızı iletelim. Sporcularımız muhteşem; bu konuda çok iyiyiz. Daha öne çıkmalıyız; bunu daha fazla insan bilmeli, daha fazla insana ulaşmalı. Yaş ilerledikçe de çok iyi yapılabilen bir konu bu.
Does the body remember what the mind forgets? Esat Ataç and Duygu Sancaklı Dandin talk through and practi…
A journey to the roots of Tai Chi: the Wudang mountains, the Taoist tradition and the philosophy of slown…
From the launch on 20 June 2026: what is Tai Chi and how does it settle the nervous system? Esat Ataç and…